Ordu yolunda yaşanan trafik kazasında hayatını kaybeden Urfalı mevsimlik tarım işçileri için açıklama yayınlayan ŞUTSO Yönetim Kurulu Üyesi Ömer Fırat, “Gördüğümüz bir trafik kazası değil, yanlış tarım politikalarının, ihmallerin, yoksulluğun, çaresizliğin ve duyarsızlığın yol açtığı derin bir sosyal yaradır” dedi.
Şanlıurfa Ticaret ve Sanayi Odası (ŞUTSO) Yönetim Kurulu Üyesi Ömer Fırat, Şanlıurfa’dan Ordu’ya fındık toplamaya giderken, kaza geçiren mevsimlik tarım işçileriyle ilgili yazılı bir açıklama yaptı. 4 kişinin hayatını kaybettiği, 18 kişinin de yaralandığı kazanın kader olmadığını ifade eden Ömer Fırat, hayatını kaydeden işçilerin her birinin alın teriyle yaşamaya çalışan onurlu emekçiler olduğunu vurguladı. Yaşananın sadece bir trafik kazası değil yanlış tarım politikalarının, ihmallerin, yoksulluğun, çaresizliğin ve duyarsızlığın yol açtığı derin bir sosyal yara olduğunu kaydeden Fırat, “Yaşanan bu kaza ilk değil. Daha önce de oldu, defalarca. Ne yazık ki her seferinde unutuldu. Aynı acılar tekrar etti. Sessizce gömüldü toprağa. Ama biz sustukça bu kader değişmedi. Tarımın başkenti olarak nitelendirilen Şanlıurfa’da vatandaşlarımız çalışmak için başka kentlere gitmek zorunda kalıyor. Fırat Nehri’nin kıyısında, Mezopotamya’nın kalbinde yer alan; dünyanın en verimli tarım topraklarına sahip kadim bir şehirden çalışmak için başka tarlalarda çalışmaya gidiyorlar. Çünkü fıstığın, pamuğun, buğdayın, mercimeğin yetiştiği bu topraklarda çiftçi ayakta kalamıyor” dedi.
“Urfa’nın mevsimlik göçü engelleyecek yeni tarım stratejisine ihtiyacı var”
Kentteki tarım faaliyetlerinin plansız, desteksiz, vizyonsuz şekilde yönetildiğini ifade eden Ömer Fırat, “Bugün tarım politikaları üreticiyi değil; ithalatı, aracıyı, büyük sermayeyi önceliyor. Topraklarımızın bereketi, yanlış politikalarla heba ediliyor. Dolayısıyla Urfa’dan Karadeniz’e, Çukurova’dan İç Anadolu’ya mevsimlik işçilerimizin gitmesi bir tercih değil, bir zorunluluktur. Çünkü kendi topraklarında üretmeye, yaşamaya, geçinmeye olanak tanınmıyor. Bunu, bir ekonomik göç değil; bir çaresizlik yürüyüşü olarak görüyoruz. Artık bu sessizliğe, bu çaresizliğe bir son verilmelidir. Devletin ve tüm ilgili kurumların, mevsimlik tarım işçilerinin çalışma, barınma ve ulaşım koşullarını denetlemesi, güvenli hale getirmesi bir zorunluluktur. Ama daha da önemlisi, bu insanları başka şehirlere gitmek zorunda bırakmayacak; onları kendi topraklarında istihdam edecek, refah içinde yaşatacak politikaların hayata geçirilmesidir” diye konuştu.
“Çiftçiyi yaşatan emeği koruyan tarım reformu yapılmalı”
Urfa’nın bereketli topraklarının doğru yönetildiği taktirde Türkiye’nin gıda ihtiyacının önemli bir bölümünü karşılayabileceğini ifade eden Ömer Fırat, şöyle devam etti: “Bugün Karadeniz’e işçi gönderen bu topraklar, yarın Türkiye’nin tarımda lokomotifi olabilir. Biz istiyoruz ki; Hiçbir çocuk, anne babasını bir kazada kaybetmesin. Hiçbir kadın, eşiyle birlikte çadırlarda, yokluk içinde tarladan tarlaya sürüklenmesin. Hiçbir tarım işçisinin kaderi sefalet olmasın. Ve hiçbir Urfalı, kendi toprağında üretemediği için yollara düşmesin. Bu son kaza, son olsun. Bu acı tekrar etmesin. Bu yoksulluk, “kader” gibi kabul edilmesin. Tüm yetkilileri, karar vericileri, siyasetçilerin Tarım politikalarını acilen gözden geçirmeye, Üreticiyi merkeze alan, çiftçiyi yaşatan, emeği koruyan bir tarım reformuna çağırıyorum. Şanlıurfa’nın toprağı bereketlidir. Halkı da üretkendir. Yeter ki onları yoksulluğa mahkûm eden düzen değişsin.”
