Mersin İstişare Kulübü ‘çevre’ gündemiyle toplandı

Mersin İstişare Kulübü, aylık toplantısını çevre sorunları ve çözüm önerileri konusunda gerçekleştirdi. Kentteki çevre sorunlarının ele alındığı toplantıda Göksu Deltası, Tisan Adası, plastik atık ithalatı, kuraklık öngörüleri gibi konularda kapsamlı değerlendirmeler yapıldı.

Mersin İstişare Kulübü’nün aylık toplantıları devam ediyor. Son olarak “Çevre Sorunları ve Çözüm Önerileri” toplantısında bir araya gelen kulüp üyeleri Mersin’in çevre sorunlarına karşı çözüm önerilerini masaya yatırdı. Mersin İstişare Kulübü Başkanı Ferudun Gündüz, 7. yılına giren kulüplerinin bir düşünce kulübüne evirilme hedefine adım adım ilerlediğini kaydetti. Bugüne kadar eğitim, adalet, tarım, turizm, lojistik, kadına şiddet, medyanın önemi, sivil toplum kuruluşları, Ukrayna savaşı, kent markalaşması, göç, bilişim ve yapay zekâ, deprem, denize sırtını dönen Mersin,  ormansızlaşma, çevre sorunları, vb onlarca konuyu masaya yatırıp çözüm yolları için fikirler ürettiklerini ifade eden Ferudun Gündüz, “Türkiye’nin son yıllarda demokrasi, eğitim ve basın özgürlüğü gibi alanlarda da gerilediğini üzülerek gözlüyor ve karar vericileri bu konudaki politikalarını gözden geçirmeye davet ediyorum. Çevre sorunlarının da bu tablo içinde giderek arttığını gözlüyoruz bu nedenle de Mersin İstişare Kulübü İcra Kurulu olarak bu ayki konuyu çevre sorunları ve atık üzerinde yapmaya karar verdik.  Toplum olarak cesaretle sessizliğimizi bozmalı ve yanlışlıklara karşı tepki göstermeli ve artık ayağa kalkmalıyız” dedi.

“Küresel çevre tartışmaları ekonomik çıkarlarla iç içe geçti”

çevre kirliliği ve kokusu üzerine literatür bilgileri paylaşarak Avrupa’da çevre politikalarının büyük ölçüde başarıyla uygulandığını söyleyen Prof. Dr. Halil Kumbur ise Türkiye’de çevre mevzuatının temelini oluşturan 1993 tarihli ÇED Yönetmeliği’nin bugün gereği gibi uygulanamadığını ifade etti. Çevre sorunlarının çözümünün siyasi iktidarların yaklaşımıyla doğrudan ilişkili olduğuna dikkat çeken Kumbur, “Küresel çevre tartışmaları ekonomik çıkarlarla iç içe geçti. Doğal kaynaklar üzerindeki uluslararası rekabet özellikle insan hakları ve çevre hakları söylemleri üzerinden yürütülüyor. Yeşil dönüşüm politikaları da gelişmiş ülkelerin fosil yakıtlar üzerindeki ekonomik pozisyonlarını yeniden şekillendirmek için kullandığı bir araç haline dönüştürüldü” diye konuştu.

“Plastik atık ithalatı yasaklanmalı”

Plastik atık krizine dikkat çeken Çevre Aktivisti Sabahat Aslan, da Çin’in 2018’de plastik atık ithalatını durdurmasının ardından Türkiye’nin Avrupa Birliği ülkeleri arasında en fazla plastik atık ithal eden ülke hâline geldiğini belirtti. Türkiye’nin kendi plastik atığıyla bile baş edemezken yılda yaklaşık 500 bin ton plastik atık ithal ettiğini söyleyen Aslan, şöyle devam etti:  “Geri dönüştürülemeyen bu atıklar tarım alanlarına, ormanlara, derelere ve denizlere bırakılıyor. Bazen yaşam alanlarında yakılarak imha ediliyor. Çözüm için plastik atık ithalatının tamamen yasaklanmasını, yasal düzenlemelerin güçlendirilmesini, tek kullanımlık plastiklerin yasaklanmasını ve geri kullanılabilir malzemelerin teşvik edilmesini önerdi.

Mersin 2050’de ciddi kuraklık riskiyle karşı karşıya kalacak

Climaax Projesi kapsamında yürütlen faaliyetleri ve projeksiyonları anlatan Çevre Mühendisleri Odası Başkanı Sinan Can, bilimsel verilerin, Mersin’in 2050 yılına doğru ciddi bir kuraklık tehlikesiyle karşı karşıya kalabileceğini gösterdiğini ifade etti. Bu çalışmanın kentin olası risklere karşı uyum stratejileri geliştirmesine katkı sunduğunu söyleyen Sinan Can, şunları söyledi: “Seyhan ve Ceyhan nehirlerinde kirlenme tehlikesi her geçen gün artıyor. Seyhan ve Ceyhan nehirlerindeki mikroplastik ve genel kirlilik seviyelerinin alarm verici boyutlara ulaştı. Dolayısıyla bölgedeki çevresel baskılar arttı.

Silifke’deki çevre ihlallerine de değinen Sinan Can, “Enerji tesislerinden kentleşmeye kadar birçok çevresel yükün ilçeye bindi. Şuanda bölgedeki bir sit alanına otel yapılmak isteniyor. Bir ÇED raporunda sit alanındaki tarihi su kemerinin “havuz” olarak gösterildi. Bunun koruma ilkelerine tamamen aykırıdır. Orayı koru, sonra kullan; ama kullanırken de koruma-kullanma dengesine sadık kalmamız gerekiyor. Ayrıca Tisan bölgesindeki yapılaşmanın çevre, avcılık, liman ve serbest bölgelerle ilgili birçok yatırımın kanunlara aykırı şekilde ilerliyor. Tisan, giderek Mersinlilerin erişemeyeceği bir alana dönüştürülüyor. Bölgeye yakın zamanda güvenlik konularak girişler kısıtlanabilir. Tisan’ın dünyanın en değerli koylarından biridir. Ancak bu önemli destinasyon hukuksuz bir süreçle belirli gruplara servis edilmiş gibi görünüyor. Bu alanda açtığımız davayı kaybettik. Alınan karar kamu yararı açısından yanlıştır” diye konuştu.

Göksu Deltası’nın 10 yıllık ömrü kaldı

Taşucu Limanı’nın genişletilmesi ve arka kısmının serbest bölge ile sanayi-depolama alanına dönüştürülmesinin Göksu Deltası’na büyük zarar vereceği uyarısı yapan Sinan Can, “2023’te Göksu Deltası’nın korunması için açılan davayı kaybettik. Danıştay da bu alanda olumsuz karar verdi. Göksu deltası zaten can çekişiyor. Bu planlar hayata geçerse 10 yıl sonra deltayı unutabiliriz” dedi.

Toplantının sonunda MESKİ Arıtma Tesisleri Dairesi Başkanı Vekili Kadir İmaç, Mersin’de suyun kullanımı, arıtma süreçleri ve kullanılan SCADA kontrol sistemi hakkında teknik bilgiler aktardı. Program, konuşmacılara teşekkür belgelerinin verilmesiyle sona erdi.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...