2000’li yıllarda Mersin’in kültür hayatına yön veren Ütopya Kültür Merkezi (ÜTO’S), yıllar süren sessizliğin ardından “ÜTO’S Yeniden” adıyla tekrar hayat buldu. Kar amacı gütmeyen, kolektif ve özgürlükçü yapısıyla ÜTO’S, eski anıları bugünün dayanışma ruhuyla buluşturuyor.
Mehmet Nabi Batuk / MERSİN
Mersin’in eski kent merkezinde, tarihi bir Mersin Evi’nde yeniden kapılarını açan ÜTO’S, yalnızca bir mekân değil; aynı zamanda yarım kalmış bir hayalin devamı. 2000’li yıllarda kitap kafe kültürünün öncülerinden biri olan ÜTO’S’un yeniden doğuş hikâyesini, bu sürecin tanıklarından ve bugün ÜTO’S Yeniden’in kurucuları arasında yer alan isimlerden dinledik. ÜTO’S Yeniden Koordinatörleri Selda Şahin, Behiye Çetin, Mert Bilge Demir, Barış Keskinkılıç ile gerçekleştirdiğimiz söyleşide bir kültür mekânının kapanıştan yeniden doğuşa uzanan yolculuğunu anlatıyor.

“Bizim hayallerimiz hiç sona ermedi”
ÜTO’S’un 2000’li yıllarda kentin sosyal yaşamının kalbi sayılan eski çarşı bölgesinde kurulduğunu anlatan Selda Şahin, mekânın kısa sürede bir buluşma noktasına dönüştüğünü söylüyor:
“Ben o dönemde ÜTO’S’un müdavimlerindendim. Zamanımın büyük bölümünü burada geçiriyor, mekânın sunduğu düşünsel atmosferden besleniyordum. Ancak kültür ve sanat alanındaki pek çok girişim gibi ÜTO’S da zamanın koşullarına yenik düştü ve kapandı. Buna rağmen o ekiple kurduğumuz bağ hiç kopmadı.”
Yıllar sonra yeniden bir araya gelmelerinin eski hayalleri de gün yüzüne çıkardığını belirten Selda Şahin, “Daha iyi bir dünya hayali hep içimizdeydi. ‘ÜTO’S Yeniden’ ismi de tam olarak bunu anlatıyor; yeniden kurmayı, yeniden hayal etmeyi ve yeniden üretmeyi simgeliyor.

“Burası sadece bir mekân değil, özgürlük alanı”
Behiye Çetin ise ÜTO’S Yeniden’i klasik bir işletmeden ayıran en temel özelliğin kolektif yapısı olduğuna dikkat çekiyor: “Burası yalnızca bir kitabevi ya da kafe değil; aynı zamanda bir etkinlik merkezi, performans alanı ve serbest kürsü. Hiçbirimizin kişisel bir kazancı yok. Kar amacıyla kurulmuş bir yer değiliz. Daha güzel bir dünya hayal edenlerle birlikte yürümek istiyoruz.”
Çetin’e göre ÜTO’S Yeniden, özgür düşüncenin ve ortak üretimin yaşatıldığı bir alan olma iddiasını taşıyor.

“ÜTO’S Yeniden, geçmişle gelecek arasında kurulan köprüdür”
Mert Bilge Demir ise gençlik yıllarında tanıştığı ÜTO’S’un hayatındaki etkisini şu sözlerle dile getiriyor: “O dönem buraya gelen gençlerden biriydim. ÜTO’S benim için sadece vakit geçirilen bir yer değil, adeta bir okuldu. Okuduğumuz kitapları tartıştığımız, sanatla daha yakından temas kurduğumuz, düşünmeyi öğrendiğimiz bir atmosfer vardı. Yıllar sonra yeniden kurulan yapının parçası olmam benim için büyük bir anlam taşıyor. ÜTO’S Yeniden geçmişle gelecek arasında kurulan bir köprüdür. Bunu böyle görüyoruz. Bugün burada yaptığımız şey sadece nostalji değil. Geçmişin birikimini bugünün ihtiyaçlarıyla buluşturuyoruz. Gençlerin kendilerini ifade edebilecekleri, soru sorabilecekleri ve birlikte üretebilecekleri bir alan yaratmak istiyoruz.”
“Açılışta sadece kapılar değil, hatıralar da açıldı”
Barış Keskinkılıç ise açılış gününün taşıdığı duygusal atmosfere dikkat çekiyor: “O gün şunu fark ettik; aslında sadece bir mekân açmıyorduk. İnsanlar yıllar önce yaşadıkları anıları anlattı, bazıları gözyaşlarını tutamadı. Akademisyenler, yazarlar, sanatçılar yeniden aynı çatı altında buluştu. Bu, güçlü bir aidiyet duygusunun hâlâ yaşadığını gösteriyordu. ÜTO’S Yeniden’in en önemli tarafı, farklı kuşakları aynı zeminde buluşturabilmesidir. Burada hem geçmişin tanıkları var hem de ilk kez gelen gençler. Kuşaklar arasında doğal bir aktarım gerçekleşiyor. Böyle mekânlar kentlerin kültürel belleği açısından hayati önem taşıyor.

“Özgürlükten, eşitlikten ve barıştan yana olan herkese kapıları açık”
Koordinatörler, ÜTO’S Yeniden’in kapsayıcı bir alan olmayı hedeflediğini ancak bazı temel değerler konusunda net bir duruş sergilediğini belirtiyor: “Her isteyen grup burada etkinlik düzenleyemiyor. Sadece özgürlükten, eşitlikten ve barıştan yana olan herkese kapımız sonuna kadar açık. Film gösterimleri, söyleşiler, imza günleri, sergiler, dinletiler ve konserlerle düzenli bir program oluşturduk. Tartışma kültürünü canlı tutarak birlikte düşünmeyi ve üretmeyi önemsiyoruz.”

Atıl bir konaktan kültür mekânına
Ekip, bugün hayat verdikleri yapının yaklaşık yetmiş yıllık olduğunu ve ilk kiralandığında metruk halde bulunduğunu anlatıyor: “Gerekli bakım ve onarımların ardından burayı yeniden yaşanabilir hale getirdik. Kitap alanlarımız, etkinlik ve okuma bölümlerimiz ile küçük bir büfemiz var. Eski bir yapıya yeniden nefes olmak da bu hikâyenin önemli bir parçası.”
Yeni hedef: Daha erişilebilir bir ÜTO’S
Koordinatörlerin gündemindeki en önemli konulardan biri ise mekânı daha merkezi bir noktaya taşımak. Eski kent dokusu çok değerli olsa da artık erişilebilir olmaktan çıktı. Plansız yapılaşma birçok tarihi yapıyı yok etti. Bulunduğumuz bina da metruk yapıların arasında kaldı. İnsanların daha kolay ulaşabileceği, kendilerini daha huzurlu ve özgür hissedebilecekleri yeni bir mekân kurmak istiyoruz. Pozcu’da uygun bir bina arayışımız sürüyor. Bazı hayaller yarım kalmaz; sadece yeniden filizlenecekleri zamanı bekler.”
