Yangınla sarsılan Nupelda, komplikasyonları ihracatla aşıyor

Büyük bir yangın afetinin ardından kapasite azaltımına gitmek zorunda kalan Nupelda Gıda, üretim ve ihracat hedeflerinden vazgeçmedi. Afetin devam eden finansal komplikasyonlarına rağmen İngiltere ve Suudi Arabistan pazarlarına odaklanan firma özellikle tahin ürün grubuyla küresel pazarda büyümeyi amaçlıyor.

Mehmet Nabi Batuk / Cizre

Geçtiğimiz yıl yaşanan büyük yangın afetiyle üretim altyapısında ciddi hasar oluşan Nupelda Gıda, zorlu bir toparlanma sürecinden geçmesine rağmen büyüme hedeflerini koruyor. Kapasite azaltımına gitmek zorunda kalan ancak üretim sürekliliğini sağlamayı başaran firma, ihracatı stratejik öncelik haline getirerek rotasını küresel pazarlara çevirmiş durumda. Reçel, tahin ve lokum ürün gruplarıyla dikkat çeken firma, özellikle sağlıklı beslenme trendlerinin yükselişte olduğu gelişmiş ülkelerde güçlü bir konum elde etmek için girişimlerini sürdürüyor. İngiltere ve Suudi Arabistan pazarlarını bu vizyonun merkezine yerleştiren firma, değişen tüketim alışkanlıklarını doğru okuyarak uluslararası pazarda kalıcı bir büyüme yakalamayı hedefliyor.

Sanayileşme adımlarından küresel hedeflere, yangın afetinin ardından yürütülen yeniden yapılanmadan ihracat vizyonuna kadar Nupelda Gıda’nın kritik dönüşüm sürecini Genel Müdür Selim Katlav, Mezopotamia Sun’a değerlendirdi.

Köklü bir aile geleneğinden sanayiciliğe

Şirketimiz 2017 yılında faaliyete başladı. Aile olarak yaklaşık 40 yıldır gıda sektöründe faaliyet gösteriyoruz. Daha önce market işletmeciliği yaptık ve seracılıkla uğraştık. Gıda sanayiciliğimizdeki ilk ürün gruplarımız zeytin oldu. Bursa Orhangazi’de ve Marmara Bölgesi’nde ürün toplamaya başladık. Zeytincilik ile uğraşırken bölgede turşu ürünlerinde ciddi bir arz açığı olduğunu fark ettik. Bölge çiftçilerinin ürünlerini toplayarak, bölgedeki iş ortağımız ile birlikte kurduğumuz turşu tesisini yaklaşık beş yıl işlettik. Ancak zamanla memleket hasreti ağır bastı. Bir sanayici olarak memleketime karşı güçlü bir aidiyet ve sorumluluk hissediyordum.

Cizre’ye yatırım kararı ve entegre üretim tesisi

Bir sermaye gücüne erişince sanayicilikte edindiğim tecrübeleri kendi memleketim Cizre’ye taşımaya karar verdim. Her yıl milyonlarca tırın geçtiği İpekyolu’nun yanı başında bulunan bu kentin, bir tarafında Irak, diğer tarafında Suriye gibi önemli pazarlara komşu olmasına rağmen sanayicilikte geri kalmış olması dikkat çekiciydi. Bölgeyle ilgili kapsamlı araştırmalara başladık ve şekerleme ürünlerinde ciddi bir arz açığı olduğunu gördük. Bu alanda fason üretim teklifleri de almaya başlamıştık. Zeytin, zeytinyağı ve gofret gibi ürünlere yönelik siparişlerimiz sürekli artıyordu.

2023 yılından itibaren üretim tesislerimizi ve stok sahalarımızı etaplar halinde Cizre Organize Sanayi Bölgesi’ne taşımaya başladık. Yeni makine yatırımlarıyla birbirine entegre, merkezi bir gıda üretim tesisi kurduk. İlk etapta 1.376 metrekare kapalı alanı son teknoloji raf ve depolama sistemleriyle donatarak modern bir stok alanına dönüştürdük. Ardından 2.400 metrekare kapalı alana sahip, Avrupa standartlarında bir endüstriyel mutfak kurduk. Mutfağımızın otomasyon teknolojileri en üst seviyededir. Günlük 7 ton reçel, 5 ton tahin ve 3 ton lokum üretim kapasitesine sahibiz. Ayrıca ürünlerimizin kalite standartlarını en üst düzeyde tutmak amacıyla bir gıda laboratuvarı kurduk. Üretim hatlarımıza giren ve nihai olarak çıkan tüm ürünler analiz edilerek kalite güvencesi sağlanmaktadır.

Yangın felaketi ve dayanıklılık sınavı

Üretimde yoğun bir tempoyla ilerlerken, 29 Mart 2025 tarihinde stok sahamızda ciddi bir yangın felaketi yaşadık ve 68 konteynerlik stokumuzu bir günde kaybettik. Henüz yeni üretime başlayan bir firma olarak finansal açıdan zor bir duruma düştük. Ancak bu felaketin arkasına saklanarak mağduriyet söylemine başvurmadık. Küçülme adımları atarak hem işletmemize hem de iş ortaklarımıza karşı sorumluluklarımızı yerine getirmeye devam ettik. Geceyle gündüzün birbirine karıştığı zorlu bir dönemden geçtik. Bu süreç hem psikolojik hem de bütçesel açıdan olumsuz yansımalar doğurdu.

Türkiye’de üretim yapan sanayicilerin büyük çoğunluğu gibi biz de üretimimizi krediye bağlı olarak sürdürüyoruz. Ülkemizin içinde bulunduğu ağır ekonomik şartların da etkisiyle ciddi kayıplar yaşadık.

Markalaşma Kararı ve Ürün Yelpazesi

Yaşadığımız enerji kaybı nedeniyle 2025 yılından itibaren yurt içinde hiçbir markaya fason üretim gerçekleştirmiyoruz. Ürettiğimiz her ürün kendi markamızla raflara ulaşıyor. Yurt dışından gelen fason üretim taleplerini ise değerlendirmeye devam ediyoruz.

Markamızın ana ürünü reçel grubudur. Çilek, vişne, incir ve kayısı reçellerimize yönelik talep her geçen gün artmaktadır. 20 gramdan 5 kilograma kadar üretim yapabiliyor, modern mutfağımız sayesinde müşterilerimizin tüm reçel çeşitlerine yanıt verebiliyoruz. Bölgemizdeki Catering firmalarının şekerleme grubundaki en önemli çözüm ortaklarından biri konumundayız.

Markamızın ikinci lokomotif ürünü ise lokum grubudur. Yaklaşık 60 çeşit lokum üretiyoruz. Lokumlarımız tamamen bakır kazanlarda, glikoz kullanılmadan ve şeker pancarından elde edilmektedir.

Bunların dışında sıvı şekerleme grubumuz bulunmakta; çeşitli salata, çiğköfte ve sirke ürünlerinin üretimi devam etmektedir. Ayrıca tahin ve kürek helvası üretimimiz geleneksel reçetelere göre yapılmakta, pancar şekeri ve susam dışında katkı maddesi kullanılmamaktadır.

Tahin grubunda çifte kavrulmuş ve beyaz tahin üretimi gerçekleştiriyoruz. Çifte kavrulmuş tahin, bölgemizde asırlardır yoğun tüketilen ürünlerden biridir. Üretim hattımıza yalnızca susam girer ve tahin olarak çıkar; süreç tamamen el değmeden ilerler.

Yerel tedarik ve sürdürülebilir lojistik

Bir sanayici olarak ham madde tedarikimizin büyük bölümünü kendi kentimizden ve çevre illerden sağlamayı önceliklendiriyoruz. Amacımız, fabrikamızın yerel ekonomiye katkısını artırmaktır.

Kayısı, çilek ve inciri mevsiminde bölgemizden tedarik ediyor, üretim hatlarımızda günlük taze ürünler kullanıyoruz. Kış aylarındaki siparişlere yanıt verebilmek için ise dondurulmuş meyve tercih ediyoruz. Bölgemizde bu alanda sanayi altyapısı bulunmadığından Gaziantep, Afyon ve Malatya’daki markalarla çalışıyoruz.

Ambalaj ihtiyacımızı da Batman, Diyarbakır ve Malatya gibi çevre illerden karşılıyoruz. Çünkü lojistik süreçlerin maliyeti artırmasının yanı sıra karbon salınımını yükselterek markalaşmaya olumsuz etki ettiğini düşünüyoruz. Bu nedenle tedarik zincirimizi lojistik ihtiyacı en düşük olacak şekilde planlıyoruz.

Sözleşmeli tarım denemesi ve susam tedariki

Firmamız kurulduğunda susam ihtiyacını bölgeden karşılamak amacıyla sözleşmeli tarım modelini denedik. Çiftçilerle uzun süre görüşmeler yaptık ve garantör firma olarak tüm teşvikleri sunmamıza rağmen beklenen ilgiyi göremedik. Kırsaldaki üreticileri bu modele ikna edemediğimiz için tahin ve helva hatlarımızda ithal susam kullanmak zorunda kaldık. Üretimimizde Afganistan susamı tercih ediyoruz.

İhracat odaklı büyüme

Orta Doğu ve Avrupa ülkelerine yönelik ihracatımız devam ediyor. Toplam üretimimizin yüzde 90’ını ihraç ediyoruz. Bölgemizin stratejik konumu nedeniyle lokomotif dış pazarımız Irak’tır. Üretimimizin büyük bölümü bu pazara fason olarak gitmektedir. Erbil, Bağdat, Musul ve Kerkük ürünlerimizin en yoğun tüketildiği şehirlerdir.

İkinci büyük pazarımız Libya’dır. Bu pazarda en çok talep gören ürünümüz 20 gramlık piknik reçellerdir ve ihracatın tamamı kendi markamızla gerçekleşmektedir. Sos grubumuza yönelik talep de artmaktadır.

Reçel ürünlerimizle son olarak Almanya pazarına giriş yaptık; Hollanda’ya yönelik ihracatımız ise dönemsel olarak sürmektedir.

Yeni hedef pazarlar: Suudi Arabistan ve İngiltere

En önemli hedef pazarlarımızdan biri Suudi Arabistan’dır. Yaklaşık 20 milyonluk hac turizmiyle bu ülke sektörümüz açısından büyük bir potansiyel taşımaktadır. Önemli bağlantılar kurmamıza rağmen yangın sonrası kapasite düşüşü nedeniyle bu pazara yeterli ürün ayırmakta zorlanıyoruz.

İkinci hedef pazarımız İngiltere’dir. Özellikle lokum grubumuzla bu pazara giriş yapmak için çalışmalar yürütüyor, yerel tüketici beklentilerini yakından takip ediyoruz. Özel ambalaj tasarım sürecimiz devam etmektedir.

Sağlıklı beslenme trendine tahin bazlı ürünleriyle katkı sağlayacak

Gelişmiş ülkelerde yükselen sağlıklı beslenme trendine uygun tahin bazlı ürünler üzerinde çalışıyoruz. Doğal ve besin değeri yüksek gıdalara olan ilginin artmasıyla tahin, bu eğilimin öne çıkan ürünlerinden biri haline gelmiştir.

Yüksek bitkisel protein, sağlıklı yağ asitleri, lif, kalsiyum, demir ve antioksidan içeriği sayesinde dengeli beslenmeye önemli katkı sunar. Rafine şeker ve işlenmiş gıdalardan uzak durmayı tercih eden tüketiciler için doğal bir enerji kaynağıdır ve uzun süre tokluk hissi sağlar.

Kahvaltılardan ara öğünlere, salata soslarından sağlıklı atıştırmalıklara kadar geniş kullanım alanı, tahini hem geleneksel mutfağın hem de modern beslenme alışkanlıklarının vazgeçilmezleri arasına taşımaktadır.

Küresel pazarda tahinin yükselişi

Gelişmiş ülke pazarlarında tahin köklü bir geleneksel ürün olarak görülmese de bitki bazlı diyetler ve “temiz içerik” arayışı talebi hızla artırmaktadır. Avrupa’da tahin, Akdeniz mutfağına artan ilgi sayesinde süpermarketlerde ve restoran menülerinde daha fazla yer bulmaktadır.

ABD’de tahin tüketimi, etnik mutfakların benimsenmesi ve bitki bazlı tariflerin yaygınlaşmasıyla küresel tüketimin yaklaşık %14–16’sını oluşturur hale gelmiştir. Organik tahine yönelik talebin küresel pazarın yaklaşık %35’ini yönlendirmesi de bu dönüşümü desteklemektedir.

Bu nedenle stratejimiz; tahini yalnızca geleneksel bir lezzet olarak değil, yüksek proteinli ve fonksiyonel bir “sağlıklı yaşam ürünü” olarak konumlandırmaktır. Küçük ambalajlar, perakende kanalları ve e-ticaret üzerinden erişimi artırmayı; soslar, sürülebilir ürünler ve hazır gıda formülasyonlarıyla kullanım alanını genişletmeyi hedefliyoruz.

Afetlere karşı üretim gücü ve toplumsal sorumluluk

Üretim tesisimizin önemli özelliklerinden biri, herhangi bir afet durumunda günlük olarak tüm Cizre’yi doyurabilecek altyapıya sahip olmasıdır. Ürünlerimiz ağırlıklı olarak seferberlik ürünleri niteliğindedir. Günlük 300 bin adet piknik reçel üretim kapasitemiz bulunmaktadır.

Ülkemizde ve dünyada yaşanan afetler sonrasında ürünlerimiz, insanların gıdaya erişimini kolaylaştırmaktadır. Tesis olarak temel iddiamız, tek başımıza tüm Cizre’yi doyurabilecek kapasiteye sahip olduğumuzdur. Olası bir seferberlik durumunda bölgemizde insanlarımızın aç kalmayacağının taahhüdünü veriyoruz.

Ülke ekonomisine katkı ve gelecek vizyonu

Tüm yatırımlarımızı yalnızca büyümek için değil, aynı zamanda ülke ekonomisine sürdürülebilir katkı sağlamak amacıyla gerçekleştiriyoruz. İhracat odaklı üretim modelimiz sayesinde Türkiye’ye döviz kazandırmayı temel sorumluluklarımızdan biri olarak görüyoruz. Her geçen gün genişleyen dış pazar ağımızla hem markamızı hem de ülkemizin üretim gücünü uluslararası arenada daha görünür hale getirmeyi hedefliyoruz. Çünkü yerel ham maddeyi katma değerli ürünlere dönüştürerek dünya pazarlarına sunmak, bölgesel kalkınmayı desteklerken cari açığın azaltılmasına da katkı sağlamaktadır. Önümüzdeki dönemde kapasitemizi güçlendirerek ihracat hacmimizi artırmayı, yeni pazarlara açılmayı ve Türkiye’nin üretim ve ihracat vizyonuna daha güçlü bir şekilde destek vermeyi kararlılıkla sürdüreceğiz.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...