Yıllarca kaderine terk edilen tarihi konak, iki kardeşin annelerine duyduğu vefa sayesinde yeniden hayat buldu. Hayattayken görmesi için restore edilen yapı, bugün geçmişin izlerini taşıyan bir butik otel olarak misafirlerini ağırlarken; bir annenin hatırasını, aile kültürünü ve köklere bağlılığı yaşatmaya devam ediyor.
Mehmet Nabi Batuk / Mardin
Bazı yapılar yalnızca taş ve ahşaptan ibaret değildir; hatıraları, kültürü ve kuşaklar boyunca taşınan bir yaşam biçimini barındırır. Eski Mardin’de bulunan 690 yıllık Mardius Tarihi Konak ta tam olarak böyle bir yer. Dedelerden torunlara uzanan ortak yaşamın mekânı olan yapı, zamanla el değiştirdi, bölündü, terk edildi ve sessizliğe gömüldü.
Ta ki iki kardeş, annelerinin gözyaşlarıyla anlattığı hatıraların peşinden gidene kadar… Bugün butik otel olarak turizme kazandırılan bu konak, aslında bir vefa hikâyesinin eseri.
Kardeşlerden biri enerji sektöründe yatırımlarıyla tanınan iş insanı Birol Ensari, diğeri ise eğitim ve spor dünyasında uzun yıllar görev yapmış bir eğitimci Günal Ensari. 35 yıl boyunca TED Ankara Koleji’nde Beden Eğitimi ve Spor Bölüm Başkanlığı yapan, milli takımlarda antrenörlük üstlenen ve uluslararası hentbol organizasyonlarında görev alan Günal Ensari hayatının yönünü bu konak sayesinde değiştirdiğini söylüyor:
Günal Ensari’nin anlatımıyla Mardius Tarihi Konak’ın yeniden varoluş hikayesine kulak verelim:

690 Yıllık Bir Aile Mirası
Burası 690 yıllık bir konak. Dedemlerin, en son annem ve babamın kardeşlerimle birlikte yaşadığı bir konak. Bu konakta yaşam ortaktır. Evlenen bir çocuğa bir odanın verildiği, ayrıca evlendikten sonra ortak yaşamın devam ettiği kültürel bir yaşam şekli vardır.
Cumhuriyet’in İzini Taşıyan Oda
Dedem babamı evlendirmek istediğinde odaların dolu olduğunu görür. Bunun üzerine kültür gereği babamı bu konağın dışında konaklatamazlar. Bunun üzerine bir oda ilave edilir. Cumhuriyet’in kuruluşunun başında yapar bunu. Dolayısıyla o odanın diğerlerinden farkı, tavanında ay yıldızın bulunması ve Cumhuriyeti temsil ediyor oluşudur.
Annem, babamla evlenince 19 yaşında gelin olarak bu konağa gelir. Uzun bir süre bu yaşam böyle devam eder. Ardından bizler büyüyünce burası yetmeyecek hale gelir. Ama ailemizde ağırlıklı olarak eğitim düşünüldüğü için büyükşehirlere göç başlar. Babam, amcamlar ve ailenin diğer fertleri Ankara, İstanbul ve İzmir gibi büyükşehirlere göç etmeye başlarlar. Burada en son yaşayan aile temsilcisi bu konağı satar ve çıkar. Dolayısıyla buranın yeni sahipleri olur.

Bölünen Konak, Kaybolan Yıllar
Yeni sahiplerinin amacı bu konağı yedi ayrı ev haline getirip kiraya vererek para kazanmak olur. Bunu da yaparlar. Burayı ayrı yedi ev halinde, birbirlerinden bağımsız hale getirip kira almaya başlarlar. Bu durum yaklaşık 15 yıl devam eder. Ancak konağa herhangi bir restorasyon ve tadilat yapılmaz; sadece elde edilecek gelire bakılır. Dolayısıyla konak günden güne kötü bir hale dönüşür.
İçinde oturanlar da 15 yılın sonunda artık oturulamaz hale geldiği için burayı terk eder. Bu konak bir beş yıl daha kimsenin yaşamadığı metruk bir halde kalır. Yani yaklaşık 20 yılını sahipsiz bir şekilde doldurur.
‘Bir Annenin Gözyaşları’yla başlayan hikâye
20 yıl sonra annem Mardin’i ziyarete gelir. Gelin geldiği konağı görmek ister. Tabii konağı harabe halde görünce gözyaşlarını tutamadan buradan çıkar. Ankara’ya gelir. Kardeşimle ben Ankara’da oturuyoruz. Bizi çağırdı ve bu konakla ilgili halini anlatmaya çalıştı. Çok üzüldü.
Kardeşim Birol Ensari, “Ben gidip bir bakayım, annem neden bu kadar üzgün, konakta neler olmuş?” diyerek Mardin’e geldi. Konağı annemin anlattığından daha kötü görünce, annemin o üzüntüsünü yok etmek ve hayattayken görebilmesi için burayı satın alıp restorasyonunu yapmak istedi. Burayı en kısa sürede satın aldı. Tabii amaç annemin yaşarken görmesi ve senede 1-2 kere gelip köklerimizi hatırlamak için burada kalmamızdı.

Butik otel fikrinin doğuşu
Mimarla oturduğumuzda bize, “Sizin düşünceniz doğru değil,” dedi. Neden diye sorduğumuzda bu konağın yaşaması ve ayakta kalabilmesi için içinde bir yaşamın devam ediyor olması gerektiğini söyledi.
Bizim o dönem yerleşik bir düzenimiz vardı. Büyükşehirlerde çocuklarımız okullarda, iş hayatımız buralardaydı. Böyle kara kara düşünürken butik otel fikri ortaya çıktı. Bu otel bizim için bir çıkış yolu oldu. Gelen misafirlerle konağımız yaşayan bir hale gelecek ve yıpranmaktan kurtulacaktı. Bu yaklaşımla butik otel yapmaya karar verildi.
Kardeşim, bir holdingin başında; bu konuda bana yardımcı olur musun?” diye talepte bulundu. Ben de Ankara Koleji’ndeki görevimden ayrıldım ve ona yardım etmek üzere bu işin başına geldim.

Tarihi dokuya sadık bir restorasyon
Birol Ensari bu restorasyonu yaptırırken bu yapıyı tekrar Mardin’e bir tarihi eser olarak kazandırmak ve restorasyon yapacaklar için bir örnek teşkil etmesi için her şeyin en iyisini yapmaya gayret etti.
Restorasyona başladığımızda Anıtlar Kurulu ile bir araya geldik. Herkes sorun yaşayacağımızı söylüyordu, ancak hiçbir problem yaşamadık. Çünkü amacımız otelcilik değil, annemin hayattayken burayı görmesi konağımızın orijinal hali korunmasıydı.
Bizde talimatlara uyduk. Elektrik kablolarının duvarların arasından taşınmasına bile izin verilmedi. Tarihi yapının özgünlüğünü korumaya büyük önem verdik. Bu nedenle bütün odalarda elektrik aksamı zincirlerle süslendi.
Restorasyon süreci devam ederken odalardaki karyolaları annemin ve babamın kullandıklarının benzerleri olarak ürettik. Annemin çeyiz sandığının bir benzerini yaptık ve tüm odalara koyduk. Lavaboları bakırdan ürettik, metal süslemelerde Selçuklu motiflerini kullandık. Ahşapta ise bölgenin kültürünü yansıtmaya çalıştık. Aydınlatma çalışmalarını Philips ile hayata geçirdik; konağımız için üç ayrı proje hazırladılar ve bugün kullanılan projeyi Philips mühendisleri gerçekleştirdi.
Her bir odaya, geçmişte o odada yaşayan aile bireylerinin isimlerini verdik. Tarihin ve geçmişin ayakta kalması için elimizden geldiğince büyük bir özen gösterdik.
Misafirperverlik ve gastronomi odaklı yaklaşım
Restorasyon sürecinde iki alana odaklandık: gastronomi ve burada çalışacak ekip. Personelimizi konak bitmeden dokuz ay önce seçtik ve eğitmeye başladık. “Ensari ailesi misafirperverdir. Bizim ailemizin bir ferdi olarak misafirlerimize hizmet etmek ister misiniz?” sorusunu kriter olarak belirledik.
Gastronomi tarafında ise babaannem Peyruze Hanım’ın ve annemizin bu konakta pişirdiği yemekleri listeledik. Tarifleri aile bireylerinden aldık ve şeflerimizle birlikte son haline ulaşana kadar aylarca titizlikle çalıştık.

Peyran çorbasının hikâyesi
Bu konakta sadece babaannemin pişirdiği özel bir çorba vardı. Bu çorbayı da hazırladık. İsmi için bir arayıştaydık. Dedem, babaanneme “Peyranım” diye hitap ederdi. Biz de çorbanın adını Peyran koyduk. Koruma altına almak için başvuruda bulunduk. Patent başvurumuz ilk etapta reddedildi; Gaziantep’teki Beyran çorbasıyla karıştırılmıştı. Hikâyemizi anlattıktan sonra yeniden başvurduk ve sonunda patentimizi aldık. Bugün misafirlerimize yemekte patentli Peyran çorbasını da sunuyoruz.
Zorlu ama anlamlı bir süreç
Arabalar konağın kapısına kadar gelemediği için içeride gördüğünüz tüm eşyalar insan ve hayvan sırtında taşındı. Bu süreç hem zor hem maliyetliydi. Yaklaşık 4,5 yıl sürdü. Tek amacımız annemiz hayattayken burayı görebilsindi.
Beklenen kavuşma
Annem restorasyon bittiğinde 89 yaşına gelmişti ve yürümekte zorlanıyordu. Yaklaşık iki yıl onu bekledik. Nisan ortasında “Konağa gidelim,” dediğinde hemen yola çıktık.
Kapıdan içeri girdiğinde müdürümüz Hızır Bey ve tüm çalışanlarımız ellerinde çiçeklerle onu karşıladı. Çok mutlu oldu, ancak konağı eski ihtişamıyla görünce heyecandan ağlamaya başladı. Bir süre ayakta duramadı. İlk girişte yoğun bir duygusallık yaşandı. Sonra toparlanıp konağı dolaştık ve hatıralarını bizimle paylaştı.
Konakta yaklaşık bir hafta kaldı. O sırada dönemin ABD Türkiye Büyükelçisi John R. Bass da eşiyle birlikte ziyarete gelmiş, annemle tanışıp fotoğraf çektirmişti.
Son istek
Annem ayrılmadan bir gün önce bizden bir istekte bulundu: “Bu konakta alkollü içecekler kullanılmasın.” Biz de bu isteği yerine getirdik ve konak alkolsüz hizmet vermeye başladı.
Annem ertesi gün Ankara’ya döndü. Yaklaşık bir ay sonra kalp krizi geçirdi ve kısa bir hastalık sürecinin ardından onu kaybettik.
“Bu konağı bir hafta için mi yaptık?”
Bugün bu konağın yaşamasının ana nedeni annemizdi. Otelcilikle ilgili ne bir düşüncemiz ne tecrübemiz ne de eğitimimiz vardı. Annemizin peşinden giderken kendimizi turizmin içinde bulduk.
İlk başta “Bu konağı bir hafta için mi yaptık?” diye düşündük. Çünkü annem sadece bir hafta görebildi. Ama sonra fark ettik ki amacımız zaten onun hayattayken burayı görmesiydi. Bunu da başarmıştık.
Bir annenin bıraktığı miras
Şimdi görüyoruz ki annem bize inanılmaz bir eser bırakmış. Her gün yeni misafirler geliyor, bu tarihi dokunun içinde adeta bir zaman tüneline giriyor. Annemi tanımayanlar ziyaretleri esnasında odasındaki fotoğrafları görüp bir dua ediyor. Bu bizim için paha biçilmez.

Bir otelden fazlası: Konak Yaşamı
Burası bir otel değil; bir konak ve evdir. Misafirlerimizi bir evde hissettirmek için geçmişin karşılama, ağırlama ve uğurlama geleneklerini yaşatmaya çalışıyoruz. Misafirlerimiz daha gelmeden aranır, havaalanından itibaren takip edilir, valizleri taşınır ve aynı özenle uğurlanır.
Bütün bunları yaparken buranın tarihini, kültürünü ve yaşanmışlığını yansıtmaya çalışıyoruz. Böyle bir konaktır burası. Gelen misafirlerimize gerçek bir konak yaşamını hissettirmeye çalışıyoruz.
Sonuç olarak bu konak, yalnızca taşın ve ahşabın bir araya gelmesiyle ortaya çıkmış tarihi bir yapı değil; bir annenin duası, bir ailenin vefası ve köklere duyulan bağlılığın somut bir yansımasıdır. Bugün her misafir bu kapıdan içeri adım attığında sadece bir otelde konaklamaz; hatıraların, geleneklerin ve zamana direnen bir yaşam kültürünün parçası olur. Belki annemiz bu konağı yalnızca bir hafta görebildi, ancak geride bıraktığı bu miras sayesinde konak yaşamaya, yeni hikâyeler biriktirmeye ve geçmiş ile gelecek arasında güçlü bir köprü olmaya devam ediyor.
Mardius Tarihi Konak ve Gelecek Projeksiyonu
Adını Mardin’in eski isimlerinden biri olan “Mardius”tan alan konak, rivayetlere göre şehri Sasani döneminde imar eden aynı isimli komutandan izler taşıyor. Mardin’in en eski yapılarından biri olarak kabul edilen ve yapılışının 1400’lü yıllara dayandığı belirtilen bu tarihi yapı, yalnızca bir konaklama mekânı değil; yüzyılların birikimini bugüne taşıyan kültürel bir hafıza niteliği taşıyor.
2014 yılında resmi olarak hizmet vermeye başlayan konağın 11 odası ve 24 yatak kapasitesiyle hizmet veriliyor. Konağın mutfağında ise sadece misafirlere özel olarak geleneksel Mardin lezzetleri günlük olarak pişiriliyor. Böylece konuklara daha sakin, seçkin ve kişisel bir konaklama ile yöresel lezzetler deneyimi sunuluyor. Tarihi dokunun korunmasına büyük önem veren konak yönetimi, çevrede bulunan iki betonarme yapıyı da satın alarak sokağın eski mimari görünümüne yeniden kavuşturmayı hedefliyor. Bu yaklaşım, yalnızca bir yapıyı değil, bütüncül bir sokak kültürünü ve Mardin’in eski görünümünü yaşatma hedefinin de göstergesi olacak.
Bugün toplamda 14 kişiye istihdam sağlayan Mardius Tarihi Konak, bölge turizmine katkı sunarken yerel ekonomiyi de destekliyor. Gelecek dönemde ise koruma odaklı projelerle yapının özgün kimliğinin titizlikle muhafaza edilmesi ve bu eşsiz mirasın gelecek kuşaklara aktarılması hedefleniyor. Mardius, geçmiş ile gelecek arasında kurduğu güçlü bağla, Mardin’in tarihine tanıklık etmeye ve yeni hikâyelere ev sahipliği yapmaya devam edecek.


















