Mezopotamya’nın 5 bin yıllık geçmişi olan gülü, RosaDamascena Mardin’in dağlarında yeniden açtı. MardenRose tarafından sürdürülen organik ve susuz tarım uygulamaları ve distileasyon bandı yatırımıyla; Artuklu ilçesinde yer alan Yaylabaşı köyü hem ekotarım hem de ekoturizmde yeni bir merkez haline geliyor.
İstanbul’da 1996 yılında tekstil sektöründe faaliyet gösterirken Belçikalı bir müşterisinin parfüm talebi üzerine kozmetik sektörüne giriş yapan Şahin Karademir, Mardin’de 2016 yılında Artuklu ilçesine bağlı Yaylabaşı köyünde kurduğu gül ve lavanta bahçeleri ile yeni bir tarım ve turizm ekosisteminin oluşmasını sağladı. 30 yıldır uluslararası kozmetik sektöründe tecrübesini Mardin’e taşıyan Şahin Karademir, RosaDemascena Gül’ü ve Lavandula Angustifolia cinsi lavanta bahçelerini oluşturarak kozmetik sektörüne yönelik hammadde üretiyor. Tarımsal üretimde organik ve susuz üretim prosesleri uygulayan Karademir, aynı zamanda geleneksel distileasyon bandıyla yüksek katma değerli organik gül yağı ve yağı alınmamış gül suyu ürünlerini ihraç ediyor. Karademir, “Atalarımızdan bize miras kalan ancak atıl durumda olan dağlık arazilerimizi iş makineleriyle ilmek ilmek işledik. Burada bize en önemli rol model İnkaların 500 yıl önce Peru’da dağlık alanlarda inşa ettikleri tarımsal teraslar oldu. Bu model ile köyümüzdeki dağlık alanları iş makineleriyle tarımsal teraslara dönüştürerek buraya ilk RosaDamascena cins gül fidanlarımızı ektik. Bu girişimin zor olacağının farkındaydık. Ama zorlukların olacağın bilinciyle bu girişimi başlattık. Çünkü zorluklar olmadan bir başarı hikayesi yaratılamaz” dedi.
Üretim planlaması yaparken Avrupa’daki kaynakları araştırdıklarını ifade eden Şahin Karademir, “Tüm güllerin atası olarak kabul edilen RosaDamascena cins güllerimizin doğal yaşam alanlarının Mezopotamya bölgesi olduğunu keşfettik. Bu güller 5 bin yıl önce Mezopotamya’da yetiştiriliyormuş. Ünleri tüccarlar arasında yayılınca yaklaşık 300 yıl önce Mezopotamya’dan önce Bulgaristan’ın Kazanlık kentine sonra tüm Avrupa’ya yayılmış. Yaptığımız girişimler sonucu elde ettiğimiz RosaDamascena cins gül fidanlarımızı yeniden kadim topraklarımızla buluşturduk. İlk fideler toprağa hızla uyum sağladı ve 2019 yılında ilk ürünlerimizi hasat ettik. Elde ettiğimiz ürünler sayesinde yüksek kalitede organik gülsuyu ve gülyağı elde ediyoruz. İş ortaklarımız da yüksek ürün kalitesinden memnun kalıyor” diye konuştu.
Karagül hidrosolu ilk kez analiz edilerek kayıt altına alındı
Gül üretimini artıracak çalışmaları sürdürdüklerini ifade eden Şahin Karademir, şöyle konuştu: “Şuana kadar yaklaşık 180 dönüm arazinin yüzde 40’ını gül bahçeleriyle donattık. Ekili alan büyüklüğümüz 70 dönüme yaklaştı. Şuanda atıl durumda olan 110 dönümlük arazimizin de zemin düzeltme işlemlerini de büyük oranda tamamladık. Yeni alanlarımızda hem RosaDamascena cins güllerimizin üretim kapasitesini artıracağız hem de burada farklı cinslerde tıbbi aromatik bitkileri de organik ve susuz proseslerle yetiştireceğiz. Önümüzdeki sezon Halfeti’de endemik olarak yetişen Kara Gül’ü de organik üretim hatlarımıza entegre etmeyi planlıyoruz. 2023 yılında oluşturduğumuz 4 dönümlük bahçelerinde ektiğimiz Kara Gülü hasat ederek distileasyonunu yaptık. Elde ettiğimiz yağlı gül suyunu Avrupa’daki iş ortaklarımıza gönderdik. İş ortağımızın yaptığı analiz dünyada ilk oldu. Karagül hidrosolu ilk defa bir şirket tarafından analiz edilerek kayıt altına alındı. Buradan gelen olumlu dönüşler nedeniyle karagül bahçelerimizi daha genişleteceğiz.”
Yaylabaşı, agro turizm destinasyonu haline gelecek
Kurdukları gül ve lavanta bahçelerinde sadece ham madde üretimi yapılmadığını ayrıca Yayla Başı köyünün doğal bir fotoğraf platosuna dönüştüğünü kaydeden Şahin Karademir, “Lavanta üretimi için kurduğumuz demo bahçemizin yol kenarında olması bölgede yeni bir turizm sektörünün filizlenmesini sağladı. Bölgeden çekilen fotoğrafların sosyal medyada yayılmasıyla köyümüz bir turizm destinasyonu olma yolunda ilerliyor. Bu ekosistemi köyümüzde geliştirmek adına tarihi yapılarımızı belirli konseptlerle restore ediyoruz. Atalarımızdan bize miras kalan taş evimizi aslına uygun restore ederek bir galeriye dönüştürdük. Köyümüze gelen misafirlerimiz için temel hizmetlerin oluşturulması için bir karşılama merkezi kurmak istiyoruz. Karşılama merkezimizin proje çalışmaları büyük oranda tamamlandı. Proje hazırlığında Floransa’nın lavantalarla donatılmış Provence kentindeki tesisleri örnek aldık. Bu sayede misafirlerimize kaliteli hizmet verirken diğer yandan köyümüzde yaşayan insanlarımıza yeni bir iş ve istihdam kapısı oluşturmuş olacağız” diye konuştu.
Avrupa’da büyümeye devam ederken,
yurtiçi piyasaya da gül bazlı ürünler sunacak
Üretimlerinin tamamını ihracata yönlendirdiklerini ifade eden Şahin Karademir, şöyle devam etti: “Sektörde 30 yılını deviren bir iş insanı olarak ihracata yönelmeye devam edeceğiz. Üretim kapasitemiz her geçen yıl sürdürülebilir olarak artıyor. Belçika, Fransa, Hollanda, Almanya, İtalya, İspanya’daki kozmetik üreticilerinin gül bazlı ham madde ürünlerindeki en önemli çözüm ortaklarından biriyiz. Kozmetik sektörünün ardından son olarak İtalya’da dondurma sektörüne yönelik ham madde ihracatına başladık. Talepler her geçen yıl daha da artıyor. Ancak biz sağlam adımlarla ve hızlı büyümeden kaçınarak ve organik üretimden şaşmayarak ilerliyoruz. Avrupa ülkelerinde büyümeye devam edeceğiz. Önümüzdeki süreçte yurt içi pazara yönelik olarak lokum, reçel, şerbet, konsantre aroma gibi katma değerli gül ürünleri de üretmeyi hedefliyoruz. Bu ürünlerle kuracağımız karşılama merkezinde gelen misafirlere hediyelik ürünlerden oluşan geniş bir portföy oluşturacağız.”









