Mezopotamya’nın açık hava müzesi konumundaki Eski Mardin’de, Kedi Sokağı’nda yer alan ve bugüne kadar aile evi olarak kullanılan 170 yaşındaki tarihi Birsen Hanım Konağı, ailenin 4’üncü nesil temsilcileri tarafından Air BNB konseptiyle kent turizmine kazandırıldı.
Birsen Hanım Konağı’nın kurucusu ve Tuğmaner ailesinin 3’üncü nesil temsilcisi İrem Acabey, 1997 yılından bu yana eczacı olarak İstanbul’da yaşamını sürdürüyor. Ancak kökleri Mardin’e uzanıyor. Tuğmaner Ailesi tarafından 1853 yılında inşa edilen Birsen Hanım Konağı’nda büyüyen 11 çocuktan biri olan İrem Acabey, eczacı anne ve babasının izinde, konağın taşlarında kendi hikâyesini buldu. Birsen Tuğmaner’in kızı olan İrem Acabey, 2019 yılında konağı yeniden satın alarak kapsamlı bir restorasyon süreci başlattı. 2020 yılında tamamlanan restorasyonla konak yeniden ayağa kaldırıldı. Bir süre aile misafirlerini ağırlamak için kullanılan konak, bugün hem aile evi hem de butik otel olarak hizmet veriyor. Acabey, konağın ismine genç yaşında kaybettiği Annesi Birsen Tuğmaner’in adını verdi. Ailenin 4’üncü nesil temsilcileri Zeynep ve Birsen Güner de konağın işletmesinde aktif rol alıyor. Üç katlı, toplam 370 metrekarelik alana sahip konakta 6 oda bulunuyor. Her odada özel banyo yer alırken, toplam yatak kapasitesi 14 kişilik. Konağın üçüncü katı ortak alan olarak tasarlandı; burada misafirler yemeklerini kendi evindeymiş gibi hazırlayabiliyor.

Birsen Hanım Konağı’nın hikâyesini anlatan İrem Acabey, en önemli hedeflerinin aile değerlerinin korunması ve yerel sürdürülebilirlik olduğunu söyledi. Acabey, “Dedem Kasım Tuğmaner 63 yaşında vefat ettikten sonra, atıl durumda kalan konağımız bir kiracıya bırakıldı. Daha sonra annem ve babam tekrar Mardin’e dönünce buraya aile olarak yerleştik. Çocukluğum bu evde geçti. Eğitim hayatım için İstanbul’a taşındık. Ev yeniden boşalınca satışına karar verildi ve konağımız komşumuza satıldı. Bu benim içimde yıllarca bir uhde olarak kaldı. Birkaç yıl sonra komşularımızdan evi tekrar satın aldım ve restorasyon yaptık. Sonra burası yeniden aile evimiz oldu. Bu konak ailemize ait olabilir ama bu güzelliği farklı insanların da deneyimlemesini istiyoruz. Airbnb belgesi alarak aile evimizi Mardin’e gelen misafirlere açtık. Amacımız, aile tarihimizi korurken bu tarihi deneyimi misafirlerimizin de yaşamasını sağlamak ve bölgemizdeki yerel üreticilere katkı sunmak” dedi.
Yüzyıllardır söylenen ezgiler yeniden taş duvarlarımızda yankılanıyor
Konağın butik otele dönüştürülmesi konusunda yıllardır büyük talepler aldıklarını ifade eden İrem Acabey, “Beş yıl boyunca konağımızda kendi misafirlerimizi ağırladık. Hepsi deneyimlerinden çok memnun kaldı. Bu süreçte buranın butik otel olması yönünde çok sayıda talep ve teklif aldık. Özel izinler alarak çeşitli aile törenleri ve geceler de düzenledik. Büyük bir avlumuz ve mandaramız var. Burada özel gün organizasyonları yapabiliyoruz. Yaklaşık 50 kişilik etkinlikler düzenledik. Yüzyıllardır söylenen ezgiler yeniden taş duvarlarımızda yankılandı. Hem eğlendik hem de yerel işletmelerimizin iş potansiyelini artırdık. Bizim hedeflediğimiz sürdürülebilirlik anlayışımız tam olarak budur. Aile evimizi korurken, iki yüzyıldır yaptığımız gibi çevremizdeki işletmelere ve üreticilere katkımızı artırarak sürdürmek istiyoruz” diye konuştu.
Yerel lezzet sunumuyla hem misafirlerini hem de üreticilerini memnun ediyor
Bugüne kadar ağırlıklı olarak İsveç ve İsviçre’den misafirler ağırladıklarını belirten İrem Acabey, şöyle devam etti: “Özellikle gurbette yaşayan Süryani hemşerilerimiz için konağımız bir çekim merkezi haline geldi. Ayrıca iş insanları dönemsel toplantılarını konağımızda yapıyor. Konağımızın yatak kapasitesi ve ortak kullanım alanları iş toplantıları için önemli avantajlar sağlıyor. En çok tercih edilme sebeplerimizden biri de geleneksel ürünlerden oluşan kahvaltılarımız ve içecek çeşitlerimiz. Bunu yerel üreticilerle kurduğumuz asırlık bağlara borçluyuz. Çevremizdeki üreticileri destekleyerek misafirlerimizi bölgemizin kadim lezzetleriyle buluşturuyor, geleneklerimizi yaşatıyoruz.”
Mardin ve Midyat’ın kadim değerlerini odalarında yaşatıyor
Eski Mardin’in insanlık adına çok özel bir yer olduğunu vurgulayan İrem Acabey, bölgedeki yapıların bu duyarlılıkla yaşatılması gerektiğini söyledi. Acabey, “Odalarımızın isimlerini belirlerken geçmişimize ve bölgemizin kültürel mirasına uygun kadim isimler seçtik. Bunlar Mazruna, Karasya, Harmel, Estel, Gizvara ve Mırra. Bir katımızı bölgemizin yerel üzüm çeşitleri olan Mazruna ve Karasya olarak adlandırdık. Üçüncü katımızı, nazardan korunmak için konaklardaki ocaklarda yakılan Harmel ile isimlendirdik. Çocukluğumuzda Midyat’ın Estel bölgesini çok severdik; bu nedenle bir odamıza Estel ismini verdik. Bir odamıza yemeklerimize lezzet katan, kişniş olarak bilinen Gızbara adını verdik. Bir diğer odamıza ise yöremizin acı kahvelerinden Mırra ismini verdik. Mırra, ağırlıklı olarak cenaze merasimlerinde dağıtılır. Anlamı ‘Senin ağzın acıdır ve acılığın bize de acı olarak yansır’ demektir” ifadelerini kullandı.








