“Hidrojen teknolojisinde teorik tartışmaların ötesine geçmeliyiz”

Zenithar Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Aktay, tüm gelişmiş ülkelerin hidrojen teknolojilerinin gelişmesi için teşvik ve destek programlarında bir yarış halinde olduğunu belirterek, uygulamada Türkiye’nin bu alanda geri kaldığını söyledi.

Dünyada gelişmiş ülkelerinden temel gündemlerinden birisinin hidrojen enerjisi olduğunu ifade eden Zenithar Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Aktay, Türkiye’nin geç kalmadan bu alanda projelere başlaması gerektiğini söyledi. Avrupa ülkelerinin hidrojen arabalarını otoyollara, hidrojenli trenleri ise raylara indirmeye başladığını ifade eden Hakan Aktay, Türkiye’de bu alanda teorik tartışmalardan öteye geçilemediğini söyledi. Türkiye’nin ulusal elektrik iletim altyapısındaki eksiklikler tamamlanmadan, enerji verimlilik oranları sürdürülebilir seviyeye çıkarılmadan ve elektrik hattı bekleyen köyler dururken hidrojen teknolojisinden söz edilemeyeceğini belirten Hakan Aktay, “Küresel girişimcilik seminerlerinde, hidrojenle çalışan otomobiller üzerine hararetli sunumlar yapılıyor. Tüm gelişmiş ülkeler hidrojen teknolojisi için teşvik ve destek programlarında bir yarış halindeyken biz ne yazık ki karanlıkta kalan köylerimizin elektrik altyapı sorunlarının nasıl çözüleceğini tartışıyoruz. Biz hala temel meseleleri konuşmaya devam ederken hidrojen teknolojisi geleceğin teknolojisi olarak öne çıkıyor. Sudan ayrıştırılan hidrojen, iklim değişikliğiyle mücadelede bugün en temiz çözümlerden biridir. Ancak biz hala bu alanda teorik tartışmaların ötesine geçemedik” dedi.  

“Hidrojenle Türkiye’de istihdam odaklı yeni bir ekosistem kurulabilir”

Türkiye Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın yayımladığı On İkinci Kalkınma Planı Enerji Teknolojileri Çalışma Grubu Raporu’na göre; Türkiye’nin enerji ithalatını azaltmak, karbon emisyonlarını düşürmek ve teknolojide söz sahibi olması için hidrojen ekonomisinin stratejik olarak vurgulandığını ifade eden Hakan Aktay, “Söz konusu raporda sadece üretim değil, depolama, taşımacılık ve kullanım alanlarında da teknoloji geliştirmek gerektiği vurgulanıyor. Burada önemli bir kıyas var: Bugün Türkiye, petrol ve doğalgaz gibi fosil yakıtları ithal etmek için her yıl milyarlarca dolar ödüyor. Hidrojen teknolojisinde ise yakıtı kendi su kaynaklarımızdan ve yenilenebilir enerjiden üretebiliriz. Yani dışarıya para akıtmak yerine içeride hem istihdam hem teknoloji yaratmak mümkün. Üstelik hidrojen yalnızca enerji sektöründe değil, sanayi ulaşım ve kimya gibi birçok alanda devrim yaratabilir. Çelik üretiminde kömür yerine kullanılabilir. Ağır vasıta taşımalarında dizelin yerini alabilir, hatta uçaklarda bile karbon nötr yakıt olabilir.

“Almanya, hidrojenli trenleri raylara indiriyor”

Hidrojenin dünyadaki durumuna ilişkin de değerlendirmeler yapan Hakan Aktay, şöyle devam etti: “Bugün hidrojen konusunda Japonya, Güney Kore Almanya gibi ülkeler ciddi yatırımlar yapıyor. Japonya, hidrojenli araç sayısında lider; Almanya ise hidrojenle çalışan trenleri raylara indirmiş durumda. AB Yeşil Mutabakat kapsamında 2030’a kadar yılda 10 milyon ton yeşil hidrojen üretmeyi hedefliyor. ABD’de ise hidrojen ekonomisine yönelik milyarlarca dolarlık teşvik paketleri devrede. Yani dünya, bu alanda adeta sessiz ama büyük bir teknoloji yarışı içinde. Türkiye’nin de bu yarışa erken girip doğru adımlar atması, gelecekte enerji ithalat bağımlılığımızı azaltmak için çok kritik.”

“Hidrojen Eylem Planı bir an önce bitirilmeli”

Türkiye’nin On İkinci Kalkınma Planı kapsamında yayınlanan rapora göre; Yeşil hidrojen üretim maliyeti kilogram başına bugün 3,50 – 6 USD seviyesinde olduğunu belirten Hakan Aktay, yenilenebilir elektrik fiyatları düştükçe bu rakamın daha cazip seviyelere ineceğini söyledi. 2028’e kadar yerli elektrolizör-elektrik enerjisini kullanarak suyu (H2O) hidrojen (H2) ve oksijene (O2) ayıran bir cihaz üretimi, yeşil hidrojen pilot tesisleri kurulması ve hidrojen sanayi, ulaşım, elektrik üretiminde kullanılması için altyapı geliştirilmesinin planlandığını kaydeden Aktay, “Ayrıca ulusal hidrojen yol haritası hazırlanarak yatırımcı ve sanayi için net bir çerçeve oluşturulması hedefleniyor. Hedefler planlar güzel, peki ya işin yapılabilirliği.. Altyapı ve maliyet engelleri hidrojenin önünde hala ciddi engeller var. Yüksek yatırım maliyeti, elektrolizörler, depolama tankları, iletim altyapısı derken başlangıç seviyesi çok yüksek. Altyapı dönüşü için doğalgaz boru hatlarının hidrojen taşımaya uygun hale getirilmesi milyarlarca dolarlık ek yatırım gerektiriyor. Depolama ve taşıma alanında sıkıştırma, sıvılaştırma veya kimyasal taşıyıcılarla depolama hem enerji hem de maliyet açısından ek yük getiriyor” dedi.

“Temel altyapı sorunları çözülmeden hidrojen hayal olur”

Hidrojen teknolojilerinin Türkiye’nin öncelikli konular arasında yer alması gerektiğini vurgulayan Hakan Aktay, ancak öncelik kronikleşmiş temel altyapı sorunlarının çözülmesi gerektiğini söyledi. Hidrojen politikalarından önce enerji verimliliği sorunlarının çözülmesi ve iletim altyapısındaki eksikliklerin tamamlanması gerektiğini dile getiren Aktay, “Hidrojen muhakkak ki geleceğin enerjisidir. Ancak elektrik şebekesi yetersizken yenilenebilir enerji kapasitemiz hala sınırlıyken ve enerji verimliliği hedeflerimiz hala kâğıt üzerinde kalıyorken, hidrojen sanki bizim için yarın değil öbür gün konusu gibi duruyor. Hidrojenli otomobillerin hayaliyle zihinsel vitrin yapıyoruz. Ama asıl lüks elektriği olmayan köylere şebeke götürebilmek, oralardaki altyapı sorunlarına çözüm bulabilmek. Hidrojen bir sonraki adımımız olabilir. Ama merdivenin ilk basamaklarını atlamaya kalkarsak düşeriz. Önce elektrik altyapımızı güçlendirmeli, daha temel sorunlarımızı çözmeliyiz. Yoksa elimizdeki hidrojen hayali havada kalan bir balon olmaktan öteye geçemez” diye konuştu.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...