Katman Katman Bir Hafıza: Beyt Al-Dakkak (Uncu) Konağı

Abbasi dönemine uzanan köklü geçmişiyle Beyt Al-Dakkak ailesine ait tarihi konak, aslına sadık kalınarak restore edildi. Katmani adıyla yeniden hayat bulan yapı; aile oteli ve kadın girişimcilerin işlettiği restoranıyla Mardin’de kültürel mirasın korunmasına ve sürdürülebilir turizme örnek bir model sunuyor.

Mehmet Nabi Batuk / Mardin

Mardin’in çok katmanlı tarihine sekiz nesildir tanıklık eden Beyt Al-Dakkak ailesine ait tarihi konak, uzun yıllar süren sessizliğin ardından yeniden ayağa kaldırıldı. Kökeni Abbasi dönemine uzanan, Artuklu ve Osmanlı izleri taşıyan yapı; özgün mimarisi korunarak “Katmani” adıyla aile oteline ve kadın girişimcilerin işlettiği bir restorana dönüştürüldü. Beyt Al-Dakkak ailesinin öncülüğünde hayata geçirilen bu dönüşüm, hem aile hafızasını yaşatıyor hem de Mardin’de dengeli fiyat politikası, kadın emeği ve kültürel mirası odağına alan sürdürülebilir turizm anlayışına güçlü bir katkı sunuyor.

Konağın hikayesini Beyt Al-Dakkak ailesinin bireylerinden Mehmet Uncu, anlatıyor:

Katmanlı Bir Kimlik: Katmani

Konağımızın ilk etabının tarihçesi 9’uncu yüzyıla kadar uzanıyor. Restorasyon sürecinde yaptığımız çalışmalar sırasında küçük seramik parçalara rastladık. Bu parçalar üzerinde uzmanlar tarafından yapılan incelemelerde Abbasi Dönemi’ne ait Lüster tekniğinde yapılan seramik parçaların tespiti yapıldı. Abbasiler dönemine ait çok sayıda kalıntının bulunması, konağımızın kesin tarihlendirmesinin bu döneme dayandırılmasını sağladı. Bununla birlikte Artuklular dönemine ilişkin bazı izler de tespit edildi. Yapılan değerlendirmeler sonucunda konağımızın yaşının minimum 900, maksimum 1200 yıl olduğu belirlendi.

Konağın sonradan inşa edilen ikinci etabında Osmanlı İmparatorluğu dönemine ait mimari izler bulunuyor. Yapının bugünkü görünümünden çok daha büyük olduğu biliniyor. 1915 yılında Alman Karargâhı’nın bu bölgede kurulması sırasında konağın bir bölümü yıkılmış. Bugünkonağın yalnızca yarısında yaşıyoruz. Korunabilmiş kısmı yaklaşık 450 metrekarelik bir alan üzerinde yer alıyor. İki katlı yapıda toplamda 1350 metrekare kapalı alan bulunuyor.

Cumhuriyet döneminde konağa bazı betonarme eklemeler yapılmış. Restorasyon sürecinde bu eklentileri kaldırmadık. Aksine, bu katmanlı yapıdan ilham alarak konağımıza “Katmani” adını verdik. Katmani, “katmanlardan gelen” anlamını taşıyor. Konağımızın en önemli özelliklerinden biri de bir kilise ile bir cami arasında konumlanmış olmasıdır. Eski dönemlerde konağın da içinde bulunduğu Çabuk Mahallesi’nde ağırlıklı olarak Süryani nüfusun yaşadığını biliyoruz.

Aile Hafızası ve Çabuk Mahallesi

Atalarımızın bir kısmının mezarları, Hz Peygamberimizin postası ve Mardin’e Allah’u Tealanını sözünü getiren sahabe’i kiramdan  Abdullah bin Üneys Al Cüheyni’nin mezarının yer aldığı Şeyh Çabuk Camii’nin sırtındaki ağaçlık alanda bulunuyor. Ailemiz yaklaşık 400 yıldır bu bölgede yaşıyor. Konağımız, babaannemin vefat ettiği 2003 yılına kadar aktif olarak kullanıldı; sonrasında atıl duruma düştü. Bu yapı, yaklaşık dört yüzyıl boyunca dedelerimizin ve birinci derece yakınlarımızın yaşam alanı oldu.

Eski Mardin’deki ikinci aile evimiz Mardin Kalesi içerisindedir. Bu eve ait Osmanlı tapusu hâlen aile büyüklerimizin elindedir. Kale içindeki evimiz de bir süre atıl kaldıktan sonra bakımsızlık nedeniyle yıkık duruma geldi. Yapının konumu bilinmektedir; Hz. Hızır Camii’nin hemen arkasında yer almaktadır.

Zınnar, Bırkıt Cemel ve Ailenin İzleri

Aile bireylerimizin bir bölümü günümüzde Zınnar olarak bilinen bölgede yaşamaktadır. Ayrıca Bırkıt Cemel Kasrı’nda aile mezarlıklarımız bulunmaktadır. Burası aynı zamanda Şeyh Ahmet Bedevi’nin makamı olarak bilinir. Ailemiz yüzyıllar boyunca Mardin’de müderrislik yapmış, çeşitli idari görevler üstlenmiş ve ticaretle uğraşmıştır. Şer’iye sicil Defterleri’nde aile bireylerimizin isimleri bugün hâlâ yer almaktadır.

Restorasyonda minimum müdahale, maksimum saygı gösterildi

Konağımız 2003 yılından sonra uzun süre kullanılmadığı için ciddi şekilde yıpranmıştı. Restorasyon sürecinde alanında uzman mimar ve restoratörlerle çalıştık. Yapının özgün dokusunu korumak amacıyla “basit onarım” konseptiyle ilerledik. Yaklaşık 2,5 yıl süren onarım sürecinde minimum müdahale ile konağımızı yeniden ayağa kaldırdık. Herhangi bir ek yapı inşa etmedik; konak eski kimliğine geri döndü.

Bugün konağımızda yedi oda bulunuyor. İsteseydik bu sayıyı on beşe çıkarabilirdik; ancak yapının özgünlüğünü bozmak istemedik. Konağı “aile oteli” konseptiyle düzenledik ve toplam 20 yatak kapasitesi oluşturduk.

Kadın Girişimcilerle Hayat Bulan Restoran

Osmanlı mimarisiyle inşa edilmiş ikinci etabı restoran olarak değerlendirdik. Restoranımız, Mardin Ortak Kadına İşbirliği Derneği üyeleri tarafından işletiliyor. Buradaki temel amacımız, Eski Mardin’de artan yemek fiyatlarına denge getirmek ve kadın girişimcileri desteklemekti. Bugün restoranımız oldukça başarılı bir şekilde faaliyet gösteriyor. Hem aile mirasımız yeniden hayat buluyor hem de dezavantajlı 33 kadın istihdam ediliyor.

Otelin odaları ve hikâyelerle yeniden hayat buldu

Odalarımızı “katman” fikrinden yola çıkarak kurguladık. Konağımızda yaşamış aile bireylerinin meslekleri doğrultusunda her odaya ayrı bir kimlik kazandırdık. Bu hikâyeler, odaların içerisinde misafirlerle paylaşılıyor. “Sufi”, “Tüccar”, “Kunduracı”, “Nalbant”, “Terzi”, “Tamirci”, “Marangoz”  gibi oda isimleri; ailemizin Mardin’de müderrislikten zanaatkârlığa uzanan çok yönlü geçmişini yansıtıyor.

İnsanların kökleri vardır ve herkes bu köklere sahip çıkmalıdır. Biz de kadın girişimcileri desteklerken, sektörde fiyat ve kalite dengesini gözetirken aynı zamanda aile mirasımızı koruyoruz. Konağımızdaki her köşenin bir anısı var. Buraya girenler yalnızca taş duvarların arasına değil, yaşanmışlıkların içine de adım atıyor.

Bir dönem konağımız satışa çıkarılmıştı. Elbette ciddi bir maddi kazanç elde edebilirdik. Ancak bir mekân satıldığında, yeni kimliği eski hafızayı silip geçiyor. Oysa bir ev, yaşanmışlıklarıyla vardır. Biz, kimliğini ve aile geçmişini koruyan bir turizm katalizörü oluşturduk. Katmani, bugün Mardin sivil mimarisi için örnek gösterilen yapılardan biri hâline geldi.

Geleceğe Bırakılan Bir Sorumluluk

Mardin’de sivil mimari denildiğinde her yapının kimliğini o evde yaşayan aileler belirler. Bugün bu aile isimleri ve hikâyeler hızla yok oluyor. Kentimizin en büyük eksikliği, bu hikâyeleri kayıt altına alacak bir arşiv sisteminin olmamasıdır. Biz aile olarak kendi adımımızı attık. Önümüzdeki hedefimiz, bu hikâyelerin birleştiği kapsamlı bir kitabı hayata geçirmek.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...