Moda tasarımcısı Dila Karakurt, yeni sezon ilkbahar koleksiyonunda modern şehir kadınının dinamizminden ilham alarak güçlü siluetleri konforla buluşturuyor. Doğal tonların ve akışkan kumaşların öne çıktığı koleksiyon, zamansız tasarım anlayışıyla dikkat çekiyor.
Mehmet Nabi Batuk

Modern şehir yaşamının dinamizminden beslenen ve kadının gün içindeki çok yönlü rollerini merkeze alan yeni sezon ilkbahar koleksiyonuyla dikkat çeken moda tasarımcısı Dila Karakurt, güçlü siluetleri sade bir estetik anlayışla buluşturuyor. Doğal tonların hâkim olduğu renk paleti, akışkan ve nefes alabilen kumaşlarla birleşerek hem konforlu hem de iddialı bir stil sunarken; zamansız tasarım yaklaşımı koleksiyonun temel karakterini oluşturuyor. Fonksiyonelliği zarafetle dengeleyen parçalar, hızlı tüketim yerine uzun ömürlü kullanım fikrini desteklerken sürdürülebilir moda anlayışına da işaret ediyor. Tasarımı yalnızca bir üretim süreci değil, aynı zamanda kalıcı bir ifade biçimi olarak gören Karakurt ile yeni sezonun ilham kaynaklarını, öne çıkan trendlerini ve moda dünyasına dair değerlendirmelerini konuştuk.
Dila Karakurt’u kısaca tanıyabilir miyiz? Sizi moda dünyasına yönlendiren olgular nelerdi? Modada markalaşma yolculuğunuzu anlatır mısınız?
Ben Dila Karakurt. Tasarım benim için sadece kıyafet üretmek değil, bir duruş ve yaşam tarzı yaratmak demek. Küçüklüğümden beri kumaşlara, detaylara ve siluetlerin insan üzerindeki etkisine karşı özel bir ilgim vardı. Zamanla bunun bir tutku değil, bir kimlik olduğunu fark ettim. Markalaşma yolculuğum ise; estetik bakış açımı, üretim disiplinimi ve zamansız tasarım anlayışımı bir çatı altında toplama isteğiyle başladı. Her koleksiyonumda kendi çizgimi daha da netleştiren bir yolculuk bu.
Bu sezon koleksiyonunuzu şekillendiren ana tema veya ilham kaynağınız nedir? Koleksiyonunuzda hangi unsurları hangi çizgilerle harmanlıyorsunuz?
Bu sezon ilhamımı modern şehir yaşamının temposundan ve kadının gün içindeki çok yönlü rolünden aldım. Tasarımlarımda güçlü ama sade siluetleri, fonksiyonel detaylarla birleştiriyorum. Yumuşak akışkan formlar ile net, keskin hatları dengeliyorum. Amacım; hem konforlu hem de güçlü bir görünüm sunan parçalar yaratmak.

İlkbahar için tasarımlarınızda hangi renkler ve kumaşlar öne çıktı?
İlkbahar koleksiyonumda doğal tonlar, yumuşak nötrler ve sakinleştirici açık tonlar öne çıkıyor. Kumaş tarafında ise hafif, nefes alabilen ve hareket özgürlüğü sağlayan dokular tercih ettim. Akışkan kumaşlar, yumuşak dokulu yüzeyler ve form tutan ama sert durmayan materyaller koleksiyonun temelini oluşturuyor.
Bu senenin global moda trendleri sizce neler? Sahadan izlenimleriniz neler olur?
Globalde artık sadece “trend” değil, “anlam” ön planda. İnsanlar daha az ama daha doğru parça almak istiyor. Zamansız tasarımlar, sürdürülebilir üretim, fonksiyonel moda ve cinsiyetsiz siluetler öne çıkıyor. Gösterişli ama kullanışsız parçalardansa, gardıropta uzun süre yaşayacak tasarımlar daha çok değer görüyor.
Türk moda sektörü, özellikle sanayi alanında uzun bir süredir zorlu günler yaşıyor. Sektörün bu sezonki duruşunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Firmalara önerileriniz neler?
Zor bir dönemden geçtiğimiz doğru ancak bu süreç aynı zamanda dönüşüm için de bir fırsat. Daha planlı üretim, kaliteye odaklanma ve güçlü tasarım dili olan markalar bu dönemde öne çıkıyor. Firmaların hızlı tüketim odaklı değil, marka değeri yaratmaya yönelik çalışmaları gerektiğini düşünüyorum. Küçük ama güçlü koleksiyonlar artık daha anlamlı.
Tasarımlarınızda sürdürülebilirlik ve çevre dostu üretim nasıl bir rol oynuyor?
Benim için sürdürülebilirlik bir trend değil, sorumluluk. Uzun ömürlü tasarımlar yapmak, zamansız parçalar üretmek ve gereksiz tüketimi tetiklememek en temel yaklaşımım. Üretimde kaliteyi öncelik haline getirerek “daha az ama daha iyi” anlayışını benimsiyorum.

Önümüzdeki dönemde markanız için planladığınız yenilikler veya iş birlikleri var mı? 2026 yılı için hedefleriniz neler?
Önümüzdeki dönemde markamın tasarım dilini daha geniş kitlelerle buluşturacak projeler üzerine çalışıyorum. Seçici iş birlikleri ve koleksiyonlarımı farklı platformlarda daha görünür kılmak hedeflerim arasında. 2026 için en büyük amacım ise markamın kimliğini koruyarak daha güçlü ve kalıcı bir yapı oluşturmak.
Dijitalleşme ve moda teknolojileri moda dünyasına nasıl yansıyor? Bu alanda görüşlerinizi alabilir miyiz? Genç tasarımcılara bu dönemde vermek istediğiniz en önemli tavsiye nedir?
Dijitalleşme artık modanın ayrılmaz bir parçası. Tasarım sürecinden sunuma kadar her alanda hız ve erişilebilirlik sağlıyor. Ancak genç tasarımcılara tavsiyem; teknolojiyi bir araç olarak görmeleri, kimliklerinin önüne geçirmemeleri. Güçlü bir tasarım dili ve özgün bakış açısı her zaman en büyük farkı yaratır.
Eklemek istedikleriniz…
Moda benim için geçici beğenilerden çok, kalıcı bir ifade biçimi. Tasarım yaparken her zaman şunu düşünüyorum: Bu parça birinin hayatına gerçekten dokunacak mı? Eğer cevabım evetse, doğru yoldayım demektir.




