Mardin İ.V.K.B.’nın bu yıl ki konuğu Dilara Arslan oldu

Pastavilla Genel Müdürü Dilara Arslan, Mardin İlhan Veren Kadınlar Buluşması’nda girişimci adayları ve öğrencilerle bir araya gelerek iş dünyasındaki deneyimlerini ve Amerika kıtasına ulaşan girişimcilik yolculuğunu paylaştı.

Mehmet Nabi Batuk / Mardin

TOBB Mardin Kadın Girişimciler Kurulu tarafından Mardin Ticaret ve Sanayi Odası, TOBB Mardin Genç Girişimciler Kurulu ve Artuklu Üniversitesi Girişimcilik Topluluğu’nun desteğiyle düzenlenen Mardin İlham Veren Kadınlar Buluşması, farklı sektörlerden başarılı isimleri Mardin’deki girişimciler ve öğrencilerle buluşturmaya devam ediyor. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında bu yıl ikincisi gerçekleştirilen etkinliğinin son konuğu Türkiye’nin küresel makarna sektöründeki en önemli markalarından biri olan Pastavilla’nın Genel Müdürü Dilara Arslan oldu. Mardin’in Savur ilçesinden Mersin’e göç eden bir ailenin 3’üncü nesil temsilcisi olan Dilara Arslan, Mardin’de girişimciler, girişimci adayları ve öğrenciler ile buluşarak girişimcilik sürecinde yaşadığı tecrübeleri paylaştı.

“Girişimcilik; cesaret, kararlılık, emek ve vizyon ister”

İnteraktif olarak gerçekleştirilen etkinliğin açılış konuşmasını gerçekleştiren TOBB Mardin Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Deniz Hitay, ilham veren kadınların ekonomik hayatta daha güçlü yer almasının bölgesel kalkınma açısından büyük önem taşıdığını vurgulayarak, bu tür buluşmaların gençlere ilham verdiğini ve kadın girişimciliğini teşvik ettiğini ifade etti. Ekonomik hayatta daha güçlü, daha görünür ve daha etkin olan kadınların toplumsal kalkınmanın da en önemli anahtarlarından birisi olduğunu ifade eden Deniz Hitay, “Mardin’de kadın girişimciliğini artırmak, genç kadınların hayallerine cesaretle yürüyebilmesini sağlamak ve üretimde kadın imzasını çoğaltmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Bu süreçte en önemli gücümüz “Ben de yapabilirim” diyen kadınlardır. Çünkü biliyoruz ki; bir kadının cesareti, bir şehrin kalkınmasına yön verebilir. Mardin’in kadim kültürü, üretim gücü ve girişimcilik ruhu kadınlarımızın azmiyle birleştiğinde ortaya çok daha güçlü bir ekonomi çıkacaktır. Girişimcilik yalnızca sermaye değildir. Aynı zamanda cesaret, kararlılık, emek ve vizyon ister. Başlamak için mükemmel zaman kadınların hayallerine inandıkları andır. Bizler bu süreçte tüm kadınlarımızın yanınızdayız” dedi.

Açılış konuşmalarının ardından TOBB Mardin Genç Girişimciler Kurulu Başkan Yardımcısı Burak Orman’ın moderatörlüğünde etkinliğin interaktif bölümüne geçildi. Burada konuşan Pastavilla Genel Müdürü Dilara Arslan, iş dünyasındaki yolculuğunu, hayatındaki dönüm noktalarını ve deneyimlerini, meme kanseri ile mücadele sürecini, Pastavilla’nın gelecek dönem hedeflerini katılımcılarla paylaştı.

Mersin’den dünyaya uzanan girişimcilik yolculuğu

“1989 yılında Mardinli sanayici bir baba ve Giritli akademisyen bir annenin çocuğu olarak Mersin’de dünyaya geldim. 17 yaşıma kadar Mersin’de büyüdüm. Üniversite eğitimim için İstanbul’a taşındım ve Sabancı Üniversitesi’nde akademik eğitimime başladım. Ancak yurt dışı tecrübesi kazanmak için eğitimimi bir süre dondurup ailemin de teşvikiyle Meksika’ya taşındım. Orada Meksikalı ailelerin evlerinde kaldım. Bu süreç başlarda zor olsa da sonrasında benim için oldukça keyifli bir deneyime dönüştü.

1 yıllık Meksika deneyiminden sonra dondurduğum Sabancı Üniversitesi’ndeki eğitimime geri döndüm. İstanbul’da bir kız öğrenci yurdunda yaşadım. O süreçte eğitimimi yurt dışında sürdürmek istiyordum. Okulumuzun anlaşmalı olduğu Fransa’daki bir okula geçiş yaptım ve burada bir dönem eğitim aldım. Okuldan mezun olurken Kanada hayalleri kuruyordum. Kanada’ya taşınabilmek için birçok sektörde iş başvuruları yaptım. Bu süreçte bir lojistik firmasından olumlu geri dönüş aldım ve Kanada’ya taşınarak bu firmada stajyer olarak göreve başladım.

Kariyerinin ilk yılları ve Kanada deneyimi

Birkaç ay sonra lojistik sektörünün bana çok uygun olmadığını fark ettim ve insan ilişkilerinin daha yoğun olduğu sosyal işler aramaya başladım. Daha sonra ailemin de uzun yıllardır içinde bulunduğu gıda sektöründe, Lübnanlı bir şirkette pazarlama biriminde göreve başladım. Bu firma, Lübnan’ın gıda ürünlerini Kanada pazarına dağıtan bir distribütördü.

Şirket yöneticisi ile ilk görüşmemizde pazarlama ve satış biriminde görev almak istediğimi söyledim. Yönetici bana baktı ve deneyimsiz olmama rağmen bana kıyamadığı için işe alım yaptı. Marketlerde sipariş alan bir personelin yanında yardımcı olarak göreve başladım. İlk başlarda onun defterlerini taşıyordum. Daha sonra yavaş yavaş bana kendi satış ağımı kurma fırsatı verdiler. Birçok market bana bağlandı ve kendi pazarlama bölgem oluştu.

Uzun bir süre Kanada pazarında satış yaptım. Kanada çok soğuk bir ülke. Hava sıcaklığı -30 derecelere kadar düşüyordu. Böyle bir havada bir markete girer, sipariş almak için not tutmaya çalışırdım. Ellerim donduğu için kalemi tutamaz hale gelirdim. Not alabilmek için ellerimin çözülmesini beklediğim çok oldu. Bu süreçte sadece satış değil, depo yönetimi ve lojistik alanlarında da önemli tecrübeler kazandım. Birimimde yavaş yavaş yükselmeye başladım.

Pastavilla’nın başına geçiş

Aile şirketimiz Pastavilla’yı devralınca, 2019 yılında Kanada’da satış direktörü olarak çalışırken Türkiye’ye dönerek şirketin başına geçtim. Normalde aile şirketlerinde çocuklar doğrudan yönetici olarak iş hayatına atılır. Ancak ben 13 yıl boyunca farklı ülkelerde ve farklı şirketlerde çalışarak iş hayatına başlamıştım. Türkiye’ye bu donanımlarla döndüm. Kanada’da 13 yılda edindiğim tecrübelerin ekmeğini bugün hâlâ yiyorum. Çünkü yaptığınız işin mutfağını görmeden, satış kanallarını öğrenmeden başarılı bir lider profili çizmek mümkün değildir. Excel tabloları yöneticilere her zaman güzel görünür. Oraya bir şey eklemek ya da çıkarmak çok kolaydır. Ama yönetimde yaptığınız küçük bir değişikliğin sonuçlarını anlayabilmek için sahayı çok iyi bilmeniz gerekir.

Yeni nesil liderlik korku değil güven üzerine kuruludur

Liderlik kelimesi dünyanın neresine giderseniz gidin ne yazık ki uzun yıllar erkekler üzerinden tanımlandı. Liderler daha yüksek sesle konuşan, daha agresif kişiler olarak algılandı. Ancak liderlik kavramı, günümüzde gelişen toplumsal eşitlik mücadelesiyle birlikte yeniden tanımlanıyor.

Eskiden ekipler çoğunlukla korku ile yönetilirdi. Patron bağırdığında çalışan ondan korkarsa iyi patron olduğu düşünülürdü. Ancak artık şirketler bu şekilde işlemiyor. Günümüzde ekipler saygı duydukları liderlerle çok daha iyi ilerliyor. Saygı, korkunun yerini alarak ekip içerisinde güvene dönüşüyor. İş hayatında uzun vadede korku değil güven başarıyı getirir.

Artık liderlik sadece müdürlük veya patronluk değildir. Çok daha kapsamlı bir kavramdır. Lider dediğinizde bir yalnızlık da vardır. Ama aynı zamanda toplumsal faydayı düşünen kişiler lider olabilir. Bu da zamanla gelişen bir olgudur.

Kadınların yönetim yeteneği

Avcılık ve toplayıcılık dönemine baktığımızda bile erkekler avcılığa, yani tek bir noktaya odaklanmaya yönelmiştir. Kadınlar ise toplayıcı olarak aynı anda birçok işi yönetebilme becerisine sahiptir. Kadınların empati yetenekleri de daha kuvvetlidir. Empati sadece duygusal olmak değil, karşınızdaki insanı gerçekten tanımaktır.

İnsanları tanırsanız motivasyonlarını daha iyi anlarsınız. Bu nedenle kadınların yönetim konusunda doğuştan güçlü donanımları vardır. Tek eksiği bunların farkında olmamasıdır. Kadınların bu donanımlarını bir enstrüman olarak kullanmaları gerekiyor. Erkekler gibi sert görünmeye çalıştıklarında, korku imparatorluğu kurmaya çalıştıklarında kazanamayacakları bir savaşın içine giriyorlar.

Ben bu konuda aile şirketimizde pozitif ayrımcılığı biraz abartmış olabilirim. İstanbul’daki ofisimizde bir personel hariç tüm çalışanlarımız kadındır. Mersin’deki entegre fabrikamızda ise 3000 çalışanın 1000’i kadındır. Bölgedeki diğer firmalara göre kadın istihdamının oldukça yüksek olduğu bir şirketiz ve bununla da gurur duyuyoruz.

Kanserle mücadele ve hayata yeniden bakış

Şu anda 37 yaşındayım. Geçtiğimiz yıl hiçbir şikayetim yokken yaptırdığım genel sağlık taramasında göğsümde, kaburgama çok yakın bir yerde tümör tespit edildi. İlk haberi aldığımda ne yapacağımı bilemedim. Zor bir süreç başladı. Ameliyatlar geçirdim, 16 kez kemoterapi aldım ve radyoterapi gördüm. Hâlâ ilaç kullanmaya devam ediyorum. Tedavi sürecinde dökülen saçlarım şimdi yeniden çıkıyor.

Bu süreç hayatımın en önemli dönüm noktalarından biri oldu. Kendimi cesur bir yönetici olarak tanımlıyordum ama bazı konularda geri adım attığımı fark ettim. Hastalık bana farklı bir cesaret verdi. Zamanın ne kadar değerli olduğunu anladım.

Tedavi sürecim devam ederken aklımdaki birçok iş projesini hayata geçirdim. Bu dönemde Pastavilla’nın satışları ciddi şekilde yükseldi ve pazar payımız arttı. Yakınlarım ağır ilaçlar aldığım için büyük kararlar almamam gerektiğini söylüyordu. Ama ben çoğu zaman onları dinlemedim. Risk analizlerini yaparak ve sahip olduğu iş donanımlarıma güvenerek  ertelediğim projeleri bir bir hayata geçirdim.”

‘Meme Kanseri’ ile mücadele Pastavilla’nın temel sorumluluk alanıdır

Kanser ile mücadele ederken benim yaşadıklarımız başka kadınlar yaşamasın diye kendi ailemden başlayan bir sosyal girişim başlattım. Teşhisim konulduktan sonra kadınların meme kanseri konusunda ne kadar bilgi sahibi olduğunu sürekli düşünüyordum. Çünkü bu alanda ciddi bir açık var. Devlet mamografi taramalarını yılda bir kez, yalnızca 40 yaş üzerindeki kadınlara sunuyor. 40 yaş altındaki kadınların bu konuda ne yazık ki bilinçleri yok. Bu noktada benimle başlayan çember sürekli olarak büyüdü.

Önce kendi çevremdeki kadınları mamografi taramasına teşvik etmeye başladım. Daha sonra şirketimizde çalışan 1000 kadına mamografi taraması yaptırdık. 40 yaş üzerindeki çalışanlarımız devlet hastanelerinde kontrol edildi. 40 yaş altındaki çalışanlarımız için ise özel bir hastane ile anlaşma yaptık.

Bununla da yetinmedik. Çalışanlarımızın yakınlarını mamografi taramasına götürmeleri halinde teşvik primi uygulaması başlattık. Bu sayede binlerce kadın mamografi taramasından geçti. Ancak bunu sürecin sadece başlangıcı olarak görüyoruz. Meme kanseri ile mücadele artık şirketimizin temel sosyal sorumluluk alanlarından biridir.

İş hayatı ve yaşam dengesi

Kanser sürecinden önce her şeye yetişmeye çalışan biriydim. Ama artık daha fazlasını yapmak yerine daha anlamlısını ve daha doğru olanı yapmaya çalışıyorum. En verimli çağlarım olan 20’li yaşlarım yoğun çalışarak geçti. İş ve özel hayat arasında bir denge kuramadım.

Bugün geriye dönüp baktığımda hâlâ kendimi genç görüyorum ama zamanın ne kadar hızlı geçtiğini daha iyi anlıyorum. Anne olduğumda da özel hayatımın merkezine oğlum girdi. Şuan 4.5 yaşında ve hızla büyüyor. Hayatın farklı dönemlerinde farklı kimliklerimiz ağır basıyor.

Size aktaracağım en güzel tecrübe; “Her şeyin mükemmel olması için uğraşmanıza gerek yok. Hayatta her şeyin yeterince iyi olması çoğu zaman yeterlidir.”

Makarna tüketimi ve Pastavilla markası

Makarna sektöründe farklı tüketici segmentlerine hitap eden markalarımız var. Biz bunu üç farklı tüketici kitlesine yönelik kurguluyoruz. En üst segmentte Pastavilla yer alıyor. Orta ve alt segmentte ise farklı markalarımız bulunuyor. Markalarımızı birbirinden ayıran nedenler sahip oldukları içeriklerdir. Pastavilla ürünleri daha zengin içeriklere ve daha kaliteli durum buğdaylarına sahip olduğu için fiyatı daha yüksektir.

Genç nüfus artık makarnayı ana yemek olarak tüketiyor. Biz de iletişim stratejimizi buna göre kurguluyoruz. Gelişmiş ülkelerde makarnanın karbonhidrat içeriği nedeniyle obeziteye yol açtığı yönünde eleştiriler var. Ancak karbonhidrat doğru tüketildiğinde vücuda yağ değil enerji sağlar.

Makarnanın nasıl tüketildiği çok önemlidir. İçine eklenen yağ ve soslar kişi sağlığını doğrudan etkiler. Makarna durum buğdayından üretilir ve glisemik indeksi ekmeğe göre daha düşüktür. Ayrıca pişirme yöntemi de besin değerini etkiler. 11 dakikayı aşan haşlama süresi makarnanın besleyici değerini düşürür. Bu nedenle ambalajlarımızda doğru pişirme yöntemlerini tüketicilerle paylaşıyoruz. Ayrıca sahip olduğumuz web sitemiz ve sosyal medya hesaplarımız ile düzenlediğimiz etkinliklerde insanlara makarnayı doğru hazırlama hususunda tarifler paylaşıyoruz.

İlham veren son mesajlar

Hepimizin hayatında zor dönemler, belirsizlikler ve riskler olacaktır. Önemli olan bu zorluklardan kaçmak değil; onları doğru okuyabilmek, cesaretle yüzleşebilmek ve her deneyimden kendimize yeni bir şey katabilmektir.

Benim için hem iş hayatında hem de kişisel yaşamımda en büyük kazanım, yaptığım her işten öğrenmeye açık olmak ve güçlü bir ekip ile birlikte yol yürümektir. Eğer yaptığınız işi gerçekten seviyorsanız, sahayı tanımaktan çekinmiyorsanız ve etrafınızdaki insanların potansiyelini ortaya çıkarabilecek bir liderlik anlayışı geliştirebiliyorsanız, başarı zaten zamanla sizinle birlikte geliyor.

Bugün burada paylaştığım hikâyenin özellikle genç girişimci arkadaşlara ve kadınlara bir nebze olsun cesaret vermesini diliyorum. Çünkü hepimizin kendi yolculuğu, kendi mücadelesi var. Önemli olan bu yolculukta kendimize inanmak, hayallerimizi ertelememek ve hayatın bize sunduğu zamanı en doğru şekilde değerlendirebilmektir.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...